28 Mart 2011 Pazartesi

Küçük Esnaftan Çığlık Sesleri! KOSGEB'DEN Hibe Kredisi


Küçük Esnaftan Çığlık Sesleri! KOSGEB'DEN Hibe Kredisi


Küçük esnaf ve sanatkârların temsilcileri ne yaparlar? Ne işlerle meşguldür? Her dört yılda bir yapılan seçimlerde alınan yetkilerini acaba layıkıyla yerine getirdiklerine inanıyorlar mı? Başta bakkallar odası olmak üzere konfeksiyoncular-manifaturacılar, terziler-penyeciler,  Berberler-kuaförler, esnaf ve sanatkârlar, marangozlar, lokantacılar odaları günlük rutin işlerinin dışında köklü çözüm üretme becerilerini mi kaybettiler? Oda başkanları ve yönetim kurulu üyeleri siyasi partiler gibi yalan yanlış vaatlerle göreve geldikten sonra kimlere hizmet etmektedirler?

 Bakkallar odasının açıktan yerel yönetimin inisiyatifi doğrultusunda hareket ettiği protokoller imzalayarak yerel basında yer almaktadır. Acaba birçok yerde görev alan ahtapot olmaya çalışan bakkallar odasının başkanı neden köklü çözümler üretme yerine kökten tekelciliğe yönlendirme protokolü imzalıyor? 30 kişiye verilecek KOSGEB kredisi için çaba harcayan oda kaç tane bakkala hibe kredi almıştır? Tekelci kapitallerin bitiremediği küçük esnaf ve sanatkârları, yerel yönetim eliyle değişik yöntemlerle kararlar alınarak bitirilmeye çalışılıyor. Genel iktidar yetkililerin küçük esnafı korumaya yönelik üzerlerine düşen görevi yapmayarak tekelci zincir marketlerin bayi önerisini hayata geçirmeye çalışıyor. Bunun içinde bakkallar oda yetkililerini kullanmaya çalışıyorlar. Bakkalın toplumsal yaşamımızda önemli görevlerini unutmamak gerekir, bakkal yalnızca bakkallık yapmıyor. Mahallesinin koruyucusu, görev almadan muhtarlık görevi en önemlisi de kültürel bağları koruyan çocuklarımızın bakkal amcasıdır. Zincir marketlerle bitirilemeyen bakkallarımız yerel yönetimle ve bakkallar odasıyla el ele vererek üyelerini haksız rekabet ortamı yaratarak yok olmasının yolarını açmaktadır.  

 Konfeksiyoncular Manifaturacılar-Penyeciler ve Terziler odası başkanları nelerle meşguldür. Biri oda başkanlığının yanına odasının yetkisini basamak yaparak yerel yönetimde aldığı görevini özel işlerini yürütmek için ve hiç alanı olmayan işlerle meşguldür. Bu kadar ahtapot olma yerine odasıyla ilgili görevini üstlenmesi daha uygun olur. Alanına ilişkin görev yapmayacaklarsa diğer arkadaşlarına görevlerini devretmelidirler. Şunu toplumumuzdaki görev almış kişiler bilmelidir ki, kendileri bulunmaz hint kumaşı değildirler.

Diğer Yakın Grubun Temsilcisi Terziler ve Penyeciler Odası başkanının yerel seçimler de görev almak için çabası ve esnaf sanatkârlar kredi kefalet kooperatifinde aldığı görev icabı yoğun çabasını, görev aldığı odasının üyeleri içinde harcarsa sanırım beğenmediği odasına ait işler için biraz faydası olur. Bu iki odanın üyeleri zincir mağazalardan zarar görmektedir. Aynı bakkallar odası gibi yerel yöneticilerle KOSGEB kredisiyle açılan işyerlerinin takip etmektedir. Zor durumda olan üyeleri için çaba harcamayan oda başkanı neye hizmet ettiğini iyi bilmelidir. Bayilik ve tekelcilik bu alanlarda hissediliyor. Bu iki odada da köklü çözüm üretme yerine başka görevler peşinde koşturuyorlar. Yine iki odayı ilgilendiren küçük penye atölyeleri ilçemizde ciddi bir bacasız fabrikalardı. Bunların akıbeti nedir? Ne gibi sorunları vardır? Çözüm üretildi mi? Birçok kuruluşların işlerini yapmak için canla başla çalışırken sayılarının binin üzerinde olan penye atölyeleri için ortak aklın yaratılması gerekmiyor mu? Sürekli yerel basında yer almaktasınız. Üyelerinize ilişkin yapılan işlerde yer alırsanız beğenmediğiniz odanızı sahiplenirsiniz. Basamak yaparsanız başka yerlere tırmanmak için “Aslan yattığı yerden belli olur” atasözüyle karşılaşırsınız. Tamamen hırs ve kariyer üzerine kurulmuş sistemden geri dönmeli, öz eleştiri yapmalısınız. Çözüm üretmelisiniz.

Aynı Şekilde Berberler Odası Başkanı ve Yönetimi de KOSGEB kredisiyle açılan işyerine üyesini korumaya yönelik alternatif çözüm üretememiştir. Üyesinin ve kendilerinin sorununu çözemeyen oda başkanları ve yönetimleri hükümetin çıkardığı torba yasa af kanununu duyurusunu yapmaktadır. Af kanunun faizleri silinse de asıllarını ödeyecek iş nerede. Rekabet ortamında mesleki ahlak kararları alınmadığı müddetçe hiç bir sorun çözülemez. Demokratik olmayan oda yönetim anlayışı bir kişinin aldığı kararlarla diktatörlük anlayışıyla yönetilir. Hiç bir oda başkanı kendisi için bu kadar zor bir sorumluluk alamaz almamalıdır. Kendilerine bu kadar sorumluluk yüklemeleri gelecekte kendilerini ve meslektaşlarını çok büyük sıkıntılara sokacaktır. Tüm üyelerin yaşanan sıkıntıya ilişkin çözüm önerileri vardır. Önemli olan otak aklın yaratılmasının ortamlarını oluşturmaktır. 

Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı ve Yönetimi de göreve geldiği günden bu yana kariyer peşinde koşmaktadır. Bürokratik ortamlarının ziyaretlerle geçen zamanları, sistemin içine hapsolmaktadır. Çok vaatlerle iş başına gelen oda yönetimleri yaptığı icraatlarının en önemlisi kasap halinin içindeki esnafların çıkarılmasında taahhüt almadan imza atın demesidir. Ben küçük esnafın adına birçok riski güze alarak kalem oynatmama karşılık sorumluluk sahibi oda başkanı güvence almadan tüm kasap halindeki esnafın sorumluluğunu alarak imza attırmıştır. Hiçbir garantisi olmayan esnaflarımızın 300 gün ne yapar ne eder düşünülmeden yıllardır ekmek yedikleri yerlerini kaybetmek üzeredir. Ahtapot odalardan biriside esnaf ve sanatkârlar odasıdır. Başkanı ve yardımcısı esnaf kefalet kooperatifi için farklı farklı listelerden yarışa girerek odasının işlerini unutarak kariyer peşine düşmüştür. Üyeleri ise yaşanan sorunlarına ilişkin tepki göstererek eylem yapmaktadırlar. Fotoğrafçıların yaşadığı kurumlarla olan sorunlarını sahipsizliklerinden çözüm üretme kendilerine kalmıştır. Yirmi Fotoğrafçı esnafı zehir zemberek bir basın açıklaması yapmıştır.        

Marangozlar Odası ise oda üyelerinin karocular ve mermerciler sitesinden çıkarılma girişimine karşın hiçbir girişimde bulunulmamıştır. Orada birçoğunun gelecekle ilgili kaygıları vardır. Kaygıları işyerlerini kaybetmekle birlikte gidecekleri diğer siteler için yer ve taşınma sorunları vardır. Kurulan kooperatifi yönetimi ise kendileri için hazineden alınan yerin pay edilme peşindedirler. Muallâkta kalan 35–40 esnaf sorunları gelecekle ilgili kaderlerine terk edilmektedir.       

Lokantacılar Odası başkanı ise birlik yönetimiyle olan ilişkisi geçtiğimiz 2009 yılı itibarıyla ilgili oda aidatlarının yüzde yüz yükselmesinin çalışmasını bizzat kendileri yürütmüştür. Ve bu konuda gelen eleştirileri 2009 yılında göstermelik bu yıl için uygulanmasın çalışmasını yaparak başaramamıştır. Yine fiyat artışının yüzde yüz yükselterek uygulamaya sokulmuştur. 68 TL olan aidat şimdi ise 159 TL olmuştur. Yüzde yüz artmayan işlerimiz yüzde yüz artışla aidat alınmaktadır. Yani İstanbul'daki bir berber kaç para aidat ödüyorsa Akhisar 'da ki de aynı aidatı ödeyecektir. Diğer meslek gurupları için de aynı uygulama hayata geçmiştir. Zincir mağazalar gibi tekelden yemek fabrikalarına esnaf odaları yemek davetleri yapmaktadır.  Oysa küçük esnaf dayanışması sağlanarak bölgelerdeki lokantacı esnaflarımızla görüşülerek ekonomisi geri dönüştürülebilinir.                          

Sonuç olarak yaz yaz bitmez sorunlarımız neden böyledir, niçin böyledir. SORGULANMALI. Sistem den beslenenler sistem karşıtı olamaz. Demokratik anlayışımızdan kaynaklı sunulana razı olmak sonuçlarını katlanmaktır. Mutlaka yukardan büyük dediğimiz kimseler dayattıkları sistem bertaraf edilmelidir. Aynı sanayi esnafının yaptığı gibi aynı fotoğrafçı esnafının yaptığı gibi aşağıdan gelen bir dalga ile HAK talebinde bulunmalıyız.

İlçemizdeki on dört oda başkanı ve yönetimleri. İlçemizdeki küçük esnaf ve sanatkârlarımızın durumu içler acısıdır. Küçük esnaf ve sanatkârların toplumumuzda çok önemli bağları vardır. Bu bağları koparılamadı bizdenmiş gibi görünen mevcut hükümet ve yerel yönetim faklı bayilik sistemleri geliştirmekte. Yani bizlerin bağımsızlıklarımızı ellerimizden alarak kendilerine bağımlı halle getirmek istemektedirler. Af kanunu diye çıkarılan yasanın içinden küçük esnafa çay kaşığıyla bir şeyler verildi gösterilerek. Asıl tekelci zincir mağazaların borçları kepçeyle götürülerek af edilmiştir. Devletin ve kurumların istihdama yönelik yatırım yapması gerekirken ilçemizin en önelli yerleri inşaat halindedir. Yapılan yerler tamamen tüketime yöneliktir. Hepsi de zincir mağazalar tarafından yapılmaktadır. Küçük esnafa çıkarılan af taksitlendirmesinin ödenebilmesi için iş yapmaları gerekiyor. Hükümet bir taraftan af çıkarıyorum diyerek böbürlenirken diğer taraftan onlarca esnafın borcu kadar yandaşlara KOSGEB kredisi ile hibe verilmektedir. Yani tavşana kaç tazıya tut demektedir. Seçimlere giderken bu oyuna gelmemeliyiz kökleri küçük esnafa dayalı olan bu iktidardan mutlaka hesap sormalıyız.


18 Mart 2011 Cuma

Ulusal Zeytin Kongresine Eleştirel Bakış


Ulusal Zeytin Kongresine Eleştirel Bakış
Dünyamızda, Ülkemizde ve İlçemizde tekelcilik almış başını gidiyor. Kamu kurumlan yerelinde yaşayan insanlara hizmet etmelidir. Oligarşi anlayış gün geçtikçe kendini her alanda hissettiriyor. Siyasetin ve ekonominin tekelci anlayışı, kamu kurumunun imkânlarını kullanarak 22 25 Şubat 2011 tarihinde Akhisar da ulusal zeytin kongresi yaptı. Bilimsel ve akademik bilgiye tüm toplumun ihtiyacı vardır. Pratikten elde edilen sonuçlar da bütünleştiği de harika bir çalışma olurdu. Ne yazık ki geçtiğimiz ay Akhisar halkının ve küçük üreticinin olmadığı bir zeytin kongresi yapıldı. Çok değerli akademik ve bilimsel veriler birilerinin tekelinde kaldı. Ne kadar kitaplaşırsa kitaplaşsın okunarak elde edilmeyecek bilgiden halkımız ve küçük üreticiler yoksun kaldı. Sayın bilim komitesi ve organize komitesi üyeleri yarattığınız pembe dünyayı kısırlaştırarak dar bir çevrede tuttunuz. Dar çevrede mutlu olmaya çalışırsanız tıpkı tütün; pamuk ve üzüm deki gibi kota uygulamaları sonuçlarını yaşarız.. Kayıt işlemini yapan masadan aldığım bilgi tam üç gün süren ulusal zeytin kongresine katılan, akademisyen sayısı yüz'e yakındır. Diğer katılımcılarla birlikte iki yüz elli civarında katılımcı olmuştur. Sizlerde takdir edersiniz ki, insanın algılama yeteneği üç'e ayrılır. Biri dokunsal. ikincisi işitsel üçüncüsü ise görseldir. Sizler eğitimsiz Akhisar halkını ve küçük üreticilerinin basit çabuk algılama sunumunu onlara göstermediniz. Kitaplaştırarak bilgiyi paylaşabilirsiniz maalesef okuyarak anlayacak kişiler kongrede tam üç gün çok basit yöntemleri algıladılar. Küçük üreticilerin temsilcilerini kongreye dâhil etmediniz. Ama kamu kurumunun imkânlarını kullanarak büyük üreticilerin örgütlerinin tümünü davet ettiniz hatta panelist olarak da imkân sundunuz. Her zaman dile getirdiğim bir sözü tekrar etmek istiyorum. İnsanlarımız neyi yaşarsa onu düşünür, kongre boyunca da panelistleriniz düşündüklerini sundular. Hayatımızın tüm yaşam alanlarında sıkıntısını yaşayanların orada olmayışı yönetim anlayışınızın ne kadar sermayeden yana olduğunu göstermiştir. Oligarşi yönetim anlayışınızı tüm yaşam alanlarımızda hisseder olduk. Yerel yönetimimiz ekonomik kazanımını. Halkın ihtiyaçlarına göre düzenlemelidir. Çok basit hatırlatmaları telefonlara mesaj gönderiyorsunuz da üç gün süren kongreyi neden hatırlatma gereği duymuyorsunuz. Şahsıma yapılan her etkinlikler hatırlatılıyor. Ama kongre süresinde bir defe bile hatırlatma yapılmadı. Bilgi kıs kaçlığı yapıldığı bu davranışta net bir şekilde kanıtlanmıştır. Doğru bir iş doğru ilkelerle alınırsa tarih yazar! Geçmiş tarih de yanlış ilkelerle alınan kararlar yıllar sonra fark edildi. Tütün konusunda geçmişte alınan yanlış kararlarınız küçük üreticiyi, sonrasında tekeli bitirerek tarımda çalışanları kotaya, işçileri de 4/C ye mahkûm etmiştir. Tarih yalan söylemez! Tarih bizleri haklı çıkardı. Sizleri de TEKELCİ yaptı.
KONGREDEN ÖNEMLİ BULDUĞUM NOTLAR.
Akhisar ekonomisini sunan Mehmet KARAKUYU'NUN tespitleri ve panelistler Mustafa GÖKALP ve Mustafa ALHAT'IN değindiği konular. Küçük üreticiyi ilgilendiren konular olmadığı, kendilerine yönelik yaratılan pembe dünya olduğudur.
Mustafa GOKALP tarımda yaşanan soranlara ilişkin sorulan soruya verdiği cevapta. Sorunlarımızın içe dönük olduğunu ve sorunun kendimizden kaynaklandığını söyledi Biz de tarım politikamızın ülkemizin yaşananlara göre değil DB DTÖ ye göre belirlendiğini dile getirdik. Hatta buna örnek olarak da 2001 krizinde transfer e dilen Kemal DERVİŞİN 15 günde 15 yasa çıkararak tarımdan elde ettiğimiz tütün bitirilerek ABD tekellerine peşkeş çekildi Ve sonrasındaki 2002 seçimlerinde Neo-liberal politikalardan hareket eden AKP hazırlanarak ülke halkımıza sunuldu. Gerek yerelde gerek ulusal, gerekse uluslararası sermayenin ihtiyaçlarına göre yapılan kongrede de olduğu gibi dizayn edilmektedir.
Mehmet KARAKUYU, zeytinde tarım işçisinin beş bin olduğunu ve alternatif bir tarımın Akhisar için şart olduğu tespitine karşılık. Soru 25 yıllık tütünde yaşanan kota uygulamasının yüz bin istihdamı edilen küçük üretici var olan tütünün neden bitirildiği aralarındaki dengenin nasıl olduğu. Sorulan soru ise diğer soruya verilen cevap gibi geçiştirildi.
Diğer panelist Mustafa ALHAT ise iki yüz kırk beş işletmenin olduğunu ve bunların rekabet yaparak birbirlerini bitirdiğini 5 6 marka olması gerektiğini, üretimden gelen sıkıntıları anlattı. İki yüz kırk beş işletme dikey bir şekilde tekelleşmeli mi? yoksa yatay olarak sıkıntıların atlatılması için bilgi toplumsallaşmalı mı? Bu soru da diğer sorunlar gibi geçiştirilerek cevaplar verildi.
Cevaplanması gereken sorular yapılan kongrenin giderlerini hangi kurum karşıladı Akhisar belediyesi mi? Ticaret borsası mı? Bedeli nedir? Eğer Akhisar belediyesi ise çok yazık çünkü halk tarafından gelirleri olan yerel yönetim, halkın olmadığı yerde harcama yapar mı? Ama ticaret borsası ise kendilerini ilgilendirir.
Benim için kongrenin en önemli ve güzel yanı bilimin yalnız adamlarından değil. Bilim kadınlarından da sunulmasıdır.
Not: Sonuç bildirgesinden sonra okunan ZEYTİNE YOLCULUĞUMUZ VAR şiiri hiç de inandırıcı değil. Zeytine yolculuğunuz emekçilerle tarım işçisiyle olur. Tekelci kapitallerle olmaz. Toprağa işlenilen tütün koca ülkenin Osmanlıdan kalan borcunu ödedi. Sizler ve sizin zihniyetinizdekiler tütüncünün ve ülke gelirini yabancı tekellere sattınız. Zeytine sevdalandınız ama emekçisiz. Emekçilerden bilgiyi de kıskandınız Ekonomiyi de, siyasette, olduğu gibi TEKELLEŞTÎRDİNİZ.


8 Mart 2011 Salı

Kadına Yönelik Şiddet Devrimci Bir Mücadeleyle Yok olur.


Kadına Yönelik Şiddet Devrimci Bir Mücadeleyle Yok olur.


ÖDP'Lİ kadınlar yaptıkları atölye ve toplantıların ardından yayınladıkları sonuç metninde “Eşitlikçi, Özgürlükçü ve Devrimci Bir Seçenek Yaratmak için
YENİDEN inatla çıktığımız yolda
Eşit ve Özgür Bir Gelecek için Umudu Örgütleme Kararlığımız ve Mücadelemiz Sürüyor dediler…
Bizlerde kadın erkek dayanışması için yan yana omuz omuza kadına yapılan şiddeti kınıyor. Daha özgür daha mutlu bir dünya özlemiyle 8 Mart dünya emekçi kadılar gününü kutluyoruz. Alttaki vidoeyu izlemenizi tavsiye ediyorum...
Flash Animasyonu
ÖDP'li Kadınlar
Yükleyen 12eylulde2HAYIRbirden. - Yepyeni haber videoları



26 Ocak 2011 Çarşamba

SOL Yelpazeye Eleştiri, Özeleştiri Yapmamız Gerekmiyor mu?


SOL Yelpazeye Eleştiri, Özeleştiri Yapmamız Gerekmiyor mu?


Kimi demokrat, sol, sosyalist, devrimci kesim ne yapıyor? Yaşananları izleyip, yakınıp ama müdahale etmeyerek yaftalanmaya (tanınmaya) hakkınız var mıdır?  Öz eleştiri yapmamız gerekmiyor mu? Bulunduğunuz her yerde yaşama müdahale etmek gerekmiyor mu? Bu kadar mı tozpembe her şey, yoksulluğunuzdan dolayı mı solcu oldunuz? Yani maddi olarak ufak tefek kazanımlarınızı yakalayınca çark mı ettiniz?  Dönekleştiniz mi? Dönekleştiyseniz neden safınızı net olarak belli etmiyorsunuz? Hala Fenerbahçe Galatasaray futbol takımını tutar gibi vazgeçmeyip samimi dürüst davranmıyorsunuz. Bu yazımın büyük bir bölümü özellikle yetmez ama evet çileredir. Yaşam tarzınızla kötü örnek oluyorsunuz. Küçük kazanımlarınız hakkınız zaten sizler emekçisiniz bir ömür boyu bir ev, bir dükkân, bir araba ve en fazla yazlık alırsınız, ondan sonra da göçüp gidersiniz. Unutmayın dünya kiralık eninde sonunda en fazla bir buçuk metre yerin sahibisiniz paranız yoksa mezar yeri de alamazsanız belediye kokutursun ortalığı diye defneder birkaç cami cemaatiyle. Şimdi özeleştiri yaparak gören gözlerinizle görmeyenlere göstermelisiniz yaşananları. Biliyorsunuz. Her şey gönül zenginliğidir, paylaşımdır, sevgidir, barıştır, kardeşliktir. Ulusalcı damarlardan uzak durarak BİR ARADA YAŞAMI SAVUNMAKTIR. Küçük MADDİ kazanç değildir. Geçmişte verdiğiniz mücadele onurlu ve insanca bir mücadeleydi, ufak tefek hatalarınız olsa da diğer siyasal yapılar gibi onursuzca halkın kazanımlarını çaldırmadınız, hakkı olanlardan alıp olmayanlara satmadınız. Ama maalesef onlar kadar da cesaretli olamadınız. “Cesaret, cesaret kurtuluş mutlaka ellerimizde” Gurup yorumun şarkısını dinlediniz ama bir türlü cesaretlenmediniz. Unutmayın bunca devlet baskısına rağmen şecereniz de çeteleniz de temizdir. Tarih yalan söylemez kula kulluk değil emeğe, insan onuruna yaraşır bir yaşamdır bizlerin istediği. Tarih halklar adına onurlu mücadele veren insanların adlarını altın harflerle yazıyor. Hani sağ-sol kavramının çıktığı yer bir parlamento da diziliş şekliydi ya, sol tarafta oturan işçi, çiftçi, ezilen kesim değil miydi? Sağ tarafta oturan patron, tüccar, zengin, kapitalist, toprak ağası, tarikat ve cemaat ilişkilerini geliştirerek suyun başına geçenler değil miydi? Öyle olduğunu çok iyi bilmektesiniz, deşifre etmek gerekmiyor mu? Hayata yaşama tüm topluma sahip çıkarak örgütlenmek gerekmiyor mu? Yaşamın tüm alanlarında yerelin ve genel iktidarın değirmenine su taşımak mı? Suyun musluğunu kesmek mi gerekir? Mücadele ideolojik değil midir? Yoksa kurulan sinsice ve sahtekârca insan ilişkisine mi kanmaktasınız?



Kapitalizmin geldiği sonuç ortada, dünyanın her yerinde isyan, devrim, özgürlük mücadelesinin ivmesi yükseliyor. Yükselen bu ivmenin neresinde yer almak istersiniz? Tüm yaşam alanlarına müdahale ederek, yokluğun getirdiği mağdur durumdaki halklara ortada onların mutlu yaşaması için ancak sosyalistler ve devrimciler siyaset ve politika üretebilir. Çünkü sosyalistlerin ve devrimcilerin din, dil, ırk, ulus ve millet ayrımları yoktur. Tek ayrımları emek-sermaye ÇELİŞKİSİDİR. Eşitliğin, özgürlüğün yaşanmadığı dünyamızda ülkemizde ve ilçemizde SÖMÜRÜ düzenine karşı çıkarak mücadele etmektir. Vahşi kapitalizmin getirdiği sosyal,  toplumsal ve ekonomik huzursuzluğumuzu tersine çevirerek yaşamı eşit ve özgürce örmeliyiz ve örgütlemeliyiz. WikiLeaks belgeleriyle ortaya çıkan tüm dünyanın sahtekâr hırsızlar artık hiç kimseye bir şey anlatamaz ŞAPKA DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ! Dünyada tüm hırsızların gizli kasası olan İsviçre bankalarının ne sırrı varmış! Küreselce sömürü düzenine WikiLeaks küreselce çetele sunarak önemli bir görev üstlenmiştir. Dünyada başlayan sistem karşıtları sermayenin hegomanyasını tersine çevirme mücadelesini İSYAN, DEVRİM, ÖZGÜRLÜK talepleriyle yeniden devrimci dönüşüme çevirmeliyiz.



Kimi çevreler için özeleştiri mekanizması içinde yazı yazmak istedim Dili sivri yazımdan dolayı da dostlarıma saygısızlık ettiysem af ola. Eleştiri sahiplerinin de kendilerine gelmelerini öneriyorum. Ezilen halklar mücadelesini verirken, kimi tartışmalarda örnek gösterilerek insanlığın en onurlu mücadelesi ve ilkelerini zedelemektesiniz. Sanmayın ilkesizce davranışlarınız görülmüyor, fark edilmiyor. Her şey herkes tarafından izlenmekte ve görülmektedir. Kötü örnek olarak gösterilmektesiniz.                                                  

      

Sosyalistler ve devrimciler için seçimler ve parlamenter sistemler araç olarak kullanılır. Asıl amaç sınıf bilinci ve sınıf siyasetini örmektir. Halkın kendi kendini yönetme becerisini kazanmasıdır. 



SOL yelpazedeki siyaset yapanlarımızın kısa sürede yapması gerekenler:



Çağdaş görünümünüz yaşadığınız toplumda itici olmamalıdır. Halkın kendinden biri olduğumuzu bilmesi için onun dilini onun yaşam biçimini benimsemeliyiz. Oy'unu değil gönlünü alarak eşit bir yaşam biçiminin mümkün olduğunu hissettirmeliyiz.



İnsan onurunu kıran sadaka sistemini bertaraf etmek için imeceyi, dayanışmayı, “ben siftah yaptım komşum yapmadı.” anlayışını hatırlatmalıyız. Halkların paylaşarak hak sahibi olduğunu göstermeliyiz. Yokluk, yoksulluk ve işsizlik sorunun bir kader değil, sistem sorununun olduğunu anlatmalıyız.

         

Kötü örnek tekellere karşı eşitliğin, paylaşımın huzurlu mutlu bir yaşam olduğunu, işsizliğin ve yoksulluğun nedenini tekeller olduğunu ve bu iktidarda onların iktidarı olduğunu anlatmalıyız.   



Eğer dayatılan bir yaşam biçiminden, iktidardan, liberallerden, ırkçılardan, şikâyetçiysek yapmamız gereken, içimizdeki liberalizmi ve alışkanlıklarımızı yenmektir.       



EŞİT ve ÖZGÜR BİR İLÇE, ÜLKE VE DÜNYA KURMALIYIZ. YAŞASIN EZİLENLERİN ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİ…!

24 Ocak 2011 Pazartesi

Yapılacak Festival 5 000 x 4 = 20 000 Kişi İçin


Yapılacak Festival 5 000 x 4 = 20 000 Kişi İçin


27–28–29 Ocak 2012 tarihlerinde yapılacak olan festivalin, tüketime-israfa yönelik olduğu için karşı bir yazıdır. Yerel, genel ve uluslar arası sermayenin piyasacı oyunudur. Bu yazıda geçmiş tarihi özetlemeye çalıştım. İyi okumalar.
1950’lerden bu yana hedefler tutuyor. 20 000 x 4 = 80 000 uyan! Bu anlayış her mahallede bir milyoner yaratma sevdasıyla başladı. Bu festival DÜZENDEN ve SİSTEMDEN beslenenlerin festivalidir. Bu kurulan sistemde yoksulluk-açlık sınırı 3000 TL 1000 TL yani bu paraların altında kazancınız varsa siz aç ve yoksulsunuz. Asgari ücret alanlar, SSK-Bağkur emeklileri de aç. Kamu çalışanı, sendikalı işçi yoksul, küçük esnaf ve sanatkârlar-küçük üretici çiftçi açlık-yoksulluk arası. Bazı meslek grubu olan doktor, hâkim-savcı, üst düzey bürokratlar iyi. Çift maaşlı kamu çalışanları ise yoksulluk sınırında. Kimdir bu amudunla götürenler? MÜSİAD yavru AKTİF iş adamları ve TÜSİAD yavru GENÇ iş adamlarının üyeleridir. Peki, hala kimlerdir bunlar yanı başınızda dost arkadaş gibi görünen kapitalistlerdir. Bunların derdi mevcut düzenin ve sistemin yürümesidir; çünkü eşitsizliğin yaşandığı dünyamızda işçi sınıfı ve emeğiyle geçinenler mutsuzken mutlu olurlar, birileri açlık-yoksulluk sınırın altında ücret alırlarken zengin olurlar. Bunlar demokrasiye inananlar değildirler. Çünkü hiç demokrat olmadılar etraflarında çokbilmiş bir kaç kişi vardır onları dinlerler alırlar kararları, sonrada sorduk araştırdık yapıyoruz derler. Basın medya gücünü kullanarak pembe dünya yaratırlar.
Belediye kurumunun parasını kendi istekleri doğrultuda harcarlar. Siyasi dilde bunların adı OLİGARŞİDİR! Bunlar özel insanlardır, diğer insanlardan farkları iyi yalan söylerler iyi politika yaparlar. Siyaset yapamazlar, derin felsefeleri yoktur. Biat ederler biat ettikleri için, kendilerine de biat edilmesini beklerler. Sıkıştıklarında muhaliflerine allahsız-dinsiz-komünist-solcu-sosyalist-devrimci derler. Baktılar baş edemiyorlar, muhaliflerini kendileri için çıkardıkları yasalara uydurarak hapsede atarlar, gerekirse yasa dışı işlerle hayatlarını yok da ederler. Ve bu yaptıklarına yetmiyormuş gibi terörist cani de ilan ederler. Oysa dünyada yaşanan olumsuzluklar ancak ve ancak sosyalist-komünist bir sistemle düzelir; bu sistemle eşitlik özgürlük sağlanır. Çünkü Neo-liberal piyasa ekonomisi kendi sonunu getirdi. Kendi ipini çekti.1843 yılında komünist manifesto KARL MARX’IN öngörüsü bu yönlüdür ve haklı da çıkmıştır. Alman düşünür Rosa Luxemburk da şöyle söylüyor “ya barbarlık ya sosyalizm” tercih sizindir. Tepeden inen bu sistemi tersine çevirmenin yolu aşağıdan yukarıya doğru devrimci bir mücadele yapmaktır. Yoksa işsizlikten intihar eden öğretmenler, aile şiddeti kadın cinayetleri vb. olayları çok yaşarız. Onun için mutlaka kamunun kazanımlarını halk yararına pay ederek harcamalıyız. Özelleştirme politikalarıyla yandaş şirketlere ihale ederek değil. Kurumun imkânlarını kullanarak 20 bin kişinin mutlu olacağı festivaller yaparak da değil. 
Halkın diline doladıkları bir söyleme açıklık getirmek istiyorum. Nerede para yok baksanız da herkes model arabalara biniyor. Çarşı kalabalık alış veriş yapan dolu. Doğru, model arabalar ve alış veriş yapanlar da var. İyide bunların sayısı belli başlıkta da belirtim 5 000 x 4 = 20 000 nasıl ama kalabalık bulundu değil mi? Tabi ki kuru kalabalık da var vitrinlere bakarak gezerler. Şehrimizde ki 5 000 aileye en az dört er araba-ev gerekir. Birisi burada, birisi şehir dışında yazlık, bir diğeri de İzmir de hafta sonları gittiğinde kalmak için. Tabi bunların yanına model model arabalarda gerekiyor şarttır. Ve varda. Diğer gömüleri duyamadığımız, göremediğimiz için bir şey söyleyemiyoruz. Allahın sevdiği kulları olduğu için bunlara gökten yağıyor.               
Çok değerli 20 000 x 4 = 80 000 Akhisar halkı çetele ve seçere bu. Şehrimiz de yaşayan Türk-Kürt Halkları Yunan-Yugoslav-Bulgar-Roman Göçmen Halkları. Yerli-Yörük- Halklar Tasavvufcu-Sünni-Alevi-Tarikat-Cemaat ilişkileri için de kendilerini ifade eden Akhisar’ımızda yaşayan 80 bin halklarımız. Kendimden dediğin aslında seni sömürenlerdir. Ezen sınıfla ezilen sınıfın arasındaki tek bağ aynı kimlikten aynı inançtan olmasıdır. Ezen sınıfın sayısı 20 000. Ezilen sınıfın sayısı ise 80 000  emek veren artı değer üreten düzen ve sistem partilerine (AKP-MHP-CHP) oy-yetki veren de sizlersiniz. Bundan böyle iyi düşünmeli doğru karar vermelisiniz. Kendinden bildiğin kimlik ve inanç yakınınız sendenmiş gibi görünen aslında senden değil. Onun dini, imanı ve Allah’ı para. Ama kendimden değil dediğin farklı inanç ve kimlikten olanlar ise senin sınıfının insanları. Yalnız kabul etmemiz gereken bir şey var, farklı kimlikten, farklı inançtan ve farklı kültürden olmalarıdır. Aslında farklılıklarımız ve çoğulculuğumuz kültürel zenginliğimizdir. Fakirlik olan tek’çilik tekelciliktir. ÜRETEN BİZLERİZ YÖNETENDE BİZLER OLMALIYIZ       
Sonuç olarak bu düzenin sürmesi için kriz hep yaratılır, her kriz halkı yoksul yapar; kapitalleri de zengin. Sürekli arayışlar içerisin de olan ama, hiç paylaşmadan yana olmayanlar bilinçli hep yanlış denemeler peşindedirler.
Genel-yerel iktidarın şaşırdıkça hata yapıyor. Şaşıran ördek ne yapar; suya göt üstü dalarmış. Birazcık hafızamızı tazeleyelim… 2007 den buyana krize karşı alınan önlemleri hatırlayalım.
Yüz bin KOBİ’YE yüz bin TL kredi fos çıktı ve kredileri batırdılar.
Alın verin ekonomiye can verin kampanyası.
Evde oturma pazara çık alış veriş yapın dediler, afişlerinde pazar değil market fotoğrafı gösterdiler.
KDV adı altında tükettiğimizden %18 vergi aldılar, bu yetmiyormuş gibi ödeyemediğimiz SSK-Bağkur-Vergi borçlandırmasıyla faizcilik yaptılar.
Faizleri siliyoruz dediler, taksitlendirelim dediler. Ödemek isteyen iyi niyetli küçük esnaf ve sanatkârların karşısına 60 saatlik sertifika eğitimleri vererek-iki üç ay iş kur adı altında kurslar açarak haksız rekabet ortamı yarattılar. HİBE KREDİLER VERDİLER. Onlarında işleri çok zor batmaya başladı.
Bağkur borcunu ödemeyen esnafları, borcundan dolayı sağlıktan yararlandırmadılar. Hizmet vermeden sağlığa ayrılan her ay 110 TL parayı tahsil ettiler.  
Ticaret odasının 102. Maddesini değiştirmediler, her parası olan, ustalık belgesi olmayan kişileri her mesleği yapmalarına izin verdiler.  
Büyük alış veriş merkezleri için plan değişikliği yaptılar, kapalı ekonomi uygulayamayız dediler. Açık ekonominin belediye hizmetinde işi nedir, sayın belediye başkanı ekonomik bilginiz çoksa merkez bankasına yardım ediniz.    
Endüstriyel tarımın önünü açmak için, halkın kazanımlarını harcayarak Ulusal Zeytin Kongresi yaptılar, bilgiyi kendi sınıflarında-yandaşlarında tekelleştirdiler.
Yerel iktidara gelmeden Akhisar sporu belediyenin bünyesinden çıkaracağız dediler. Yapmadılar. Endüstriyel futbolun önünü açtılar. Belediyenin 20–30 arası hizmet alanlarını Akhisar spora, dolaylı yollarla yandaş şirketlere verdiler. 22 kişilik futbolla her hafta konu bulup dikkat dağıtmaya çalışıyorlar. Başarı elde ediyoruz diyorlar Akhisar’ın reklâmı oluyor diyorlar. İşsizliği azaltamıyorlar.     
Hem genel hem de yerel iktidarların yöneticileri zincir marketleri mantar gibi her yerden türediler. Küçük esnaflarımızın üç kuruş gelirlerine göz diktiler. Bu konuda küçük esnafları ve sanatkârları korumaya yönelik konfederasyonlarımız yıllardır yasa çıkarılmasını bekliyor. Sayın başbakanın net olarak söylediği söz ise ben böyle bir yasa çıkaramam. Nedeni ise sahipleri olmalarıdır.        
Daha yetmedi imar planı değişikliği yaparak, koça taşı yerinden oynattılar, hemen devamında On’lar diye bir şirket kurdular oluşacak rantı kendi hanelerine aktarmak için. Bu gibi konularda öngörü sahibiler.  
Daha çok uzatılabilir. Bu kadarı yetti mi? bizler ve onlar (emek sermaye) birbirimizi iyi biliyorduk, bilmeyen YETMEZ AMA EVETÇİLER BUNLARIN HEPSİ SİZLERE KAPAK OLSUN.  
Akhisar da yapılacak olan festival’in ilk basın açıklaması linkini tekrar gündeme taşımak istiyorum. Bazen gördüğünüz bir şey için yüreğinizden anlık çıkan bir şeyler olur. Onu hemen not etmek istersiniz çünkü anlık duygulardır yakalanması gereken yazıya dökerseniz kalır dökmeseniz uçar gider. Evet, bu haberin altında yorumlarımı okumanızı rica ediyorum. Haberin Başlığı:” Çılgın Alış Verişe Hazır Mısınız?” http://www.akhisarhaber.com/news_detail.php?id=10951Akhisar  Diğer haberin başlığı." Akhisar Alışveriş'in festivaline hazırlanıyor."  http://www.akhisarhaber.com/news_detail.php?id=10986
Her kesin kendini bulacağı derin felsefi sözler. 
Dünyada düzeltebileceğiniz, daha iyi yapmayı başarabileceğiniz ilk ve son önemli kimse kendinizsiniz. THOMAS HUXLEY
Beklediğim yarınlar dünde kaldı. TLSOTY
Herkes kendi geçmişini, kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları sadece onun başlığını okuyabilir. VIRGINIA WOOLF 
Bu dünya, belki de bir başka gezegenin cehennemidir. ALDOUS HUXLEY
Bir ulusun değeri, o ulusu meydana getiren bireylerin değeriyle ölçülür. JOHN STUART MILL
Her aptal, mutlaka, kendisine hayran olacak başka aptallar bulur. SOREN KIERKEGAARD
Kaybettim sandıkların, kurtulduklarındır belki. Unutma, kimi gittiği yeri mutlu eder, kimi terk ettiği yeri. OSCAR WILDE
Cehennem boş, çünkü tüm şeytanlar burada.  ALDOUS HUXLEY
Aslında insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor. Sadece sen, yanlış insanlar üzerinden hayal kuruyorsun. MICHEL DE MONTAIGNE
Gerçek bilgelik kaygı ile düşünmektir, her talihsizliği hesap etmek; ama bir kere eyleme geçtikten sonra da cesur olabilmektir HEREDOT
İnsan kararlılığına inanın. Tarih boylu boyunca göstermiştir ki; İnsan iradesi bilinen tüm silahlardan daha güçlüdür. DALAI LAMA  
Doğru yaşam; ne zaman başlar ki bu? Kaçılır mı yoksa geçip gidilir mi? ROSA LUXEMBURG
Not:  Akhisar’ımızın devrimci önderlerinden Kerim YAMAN’IN ve Ülkemizin aydın yazarlarından Uğur MUMCUN’NUN ölümlerinin 37. ve 19. yıl dönümlerini saygıyla anıyorum. Mücadeleleri mücadelemize ışık olsun. Kerim YAMAN’I her yıl olduğu gibi bu yılda mezarı başında andık. Unutmadık Unutturmayacağız. Kerim YAMAN kimdir. Linke tıklayarak ulaşabilirsiniz. http://www.birgun.net/sunday_index.php?news_code=1200788828&year=2008&month=01&day=20
Ne diyordu şair Enver Gökçe dizelerinde: “Ve / Şahin Aydın /Kerim Yaman /Böyle /Düşüyorsa / Bir /Bir / İnsan / Daha / Özgür / Olsun / Diyedir.  
Dayan Ha Yıkılma Acı Bir Rüzgârdır Eser Dağlardan Ovalardan Kapkara Kanını Kurutur Yoksulların Sonra Kıtlık Pahalılık Ve Faşizm Dayan Ha Yıkılma Ülkemiz Yoksul Ülkemiz Fakir Ve İşçiler Öğrenciler Düşer Yan Yana Düşer Vatanın Bir Yanın Da Ölür. Ve Şahin Aydın Kerim Yaman Böyle Düşüyorsa Bir Bir İnsan Daha Fazla Özgür Olsun Diyedir. Enver Gökçe Panzerler Üstümüze Kalkar,1977.

14 Ocak 2011 Cuma

Şehrimizin 2010 Gelir-Gider Hesapları Komisyona Havale Edildi. Nasıl?


Şehrimizin 2010 Gelir-Gider Hesapları Komisyona Havale Edildi. Nasıl?


Yerel siyasetin halk için çok önemli olduğunu bilmeliyiz. Sosyoekonomik yapımızın yönetildiği ilçemizin kaynaklarının nasıl harcandığınıda öğrenmek hakkımız. Merkezi hükümetler yıllık bütçeden her ile pay ayırır. İl valisinin ve il genel meclis üyelerinin inisiyatifi doğrultusunda ayrılan kaynak bütün ilçelere pay edilir. İl genel meclis üyeleri de hem yerel hem de genel iktidarın yapısında yani tümü AKP'Lİ. Şehrimizin yüz bin'i aşan nüfusu vardır. Kamu kaynaklarıyca gerekse tarım gelirleriyle elde edilen iyi bir ekonomiye sahiptir. Bu gelirlerin şehrimizde yaşayan insanlara eşit paylaştırılması için de her beş yılda bir yapılan seçimde, dürüst sandığımız kişilerin söylemlerine inanarak ve demokrasinin gereği olarak oy veririz. Bir sonraki seçime kadar unuturuz verilen vaatleri. Farklı siyasi yapılardan belediye başkan ve belediye meclis üyesi seçilmek için halkın karşısına çıkar birçok vaatte bulunurlar. SİSTEM ve DÜZEN ilişkisi içersinde olan adaylarımız seçilir ve sonrasında sistem gereği çıkar, ilişkilerine girerler. Bu yüzden halk için  değil kendileri için gerekenler yapılıyor.

Geçtiğimiz yerel seçimlerde ortaya dökülen gelir-giderbütçesine ilişkin rakamlar beni şaşırtmıştı. Amatör olarak başladığım yerel köşe yazarlığı bana bir sorumluluk yükledi ve bu sorumlulukla hareket ederek bu köşede, dönen dolapları kamuoyuyla paylaşmaya çalışıyorum. Ne oluyor bu kentte? Esnafın, çiftçinin, işçinin, işsizin, emeklinin, öğrencinin, kadınların, kısacası tüm toplumumuzun kaynakları nereye gidiyor? 2008–2009 yerel Seçimlerinde belgelenen harcamaların nereye gittiğini öğrenmek için bilgi toplamaya başlarken, ufak ufak araştırma ve takip hiç te iyi şeylerin döndüğünü göstermedi bana. Mesela 2009 yılında tanıtım ve konuk ağırlama adı altında 500 bin TL'ye yakın paranın harcandığını görmekteyiz. İsrafın bu kadarı! “Ee insaf be! Yağma HIZLI'NIN böreği, yiyin beyler tıkanıncaya kadar yiyin.” Kentin çağdaş görünümü için istimlâk bedeline ayrılan paranın kaç para olduğunu bilmek ister misiniz? O da 500 bin TL. Be insaf, kendini her tarafta fotoğraflayarak göstermek için ve yandaşlarına yedirmek için harcadığın parayla eşdeğer. Bu konular hakkında üç yazı yazdım bunları arşivimden bulabilirsiniz yazıların başlığı.

1.Yerel Seçimleri Haksız Rekabet Yapanlar Kazandı.1

2. Akhisar Belediyesinin 2008 2009? 2010. Bütçesi.

3. Belediyemizde 2008–2009 da İki Birime Harcanan Para 3,600 Trilyon.

Bu yazılarımı okursanız geçmişten geleceğe yerelimizde nelerin döndüğünü görme imkânına sahip olabilirsiniz.


Bununla bağlantılı olarak, son Ocak ayı meclis toplantısı izlemeye değerdi. Bir önceki yılın GELİR-GİDER hesaplarının görülmesi için meclis üyeleri grubu olan partilerden oy oranlarına göre beş komisyon üyesi seçti. Geçen yıl seçilen üyeler ciddi bir çalışma çıkardı. Nedeni ise bir mali müşavirin komisyon üyesi olmasıydı. Maalesef bu yıl mesleğiyle ilgisi olmayanlar 2010 yılı tahmini bütçesi 50 milyon olan, beklenen bütçe ise 55–60 milyon tahmin edilen gelir giderlerimiz görüşülecek. Nisan ayı sonuna kadar tamamlanacak komisyon toplantısı görüşmeleri Belediye başkanı ve başkanlarının inisiyatifinde olan harcamaları görüşecek. Emir altında olan 11 birim müdürlüklerinin hazırlayıp sunduğuna göre mi değerlendirecek? Evet, ver emri herkesi zan altında bırak, sonra da komisyon seçiminde eline fırsat geçince de etik değerleri terk et, kılıfına uydurmak için de fırsatı değerlendir.
Sayın yerel yönetim yetkilileri gerek siyasi gerek memur gerekse işçi tümümüze bir sorumluluk düşüyor. Yoksul durumuna düşürüp ramazan ayında ve diğer değişik yöntemlerle günü kurtarmak için yanlış işler yapmayın.  Yapılan her şeyi artık tüm toplumumuz biliyor ve görüyor. Devletin tüm kurumlarını ele geçirerek yukardan aşağıya doğru baskı gücünü kullanarak günü ve seçimleri kurtarırsınız ama GELECEĞİMİZİ KARARTIRSINIZ !... Geleceğimiz ve yarınlarımız çocuklarımızındır. Sizlerin EGO tatmininiz değil.          


Cevaplanması gereken sorular.

Bir iktidar: Muhalif olan siyasi yapının üyesini komisyona seçer mi? Seçerse bizlere orada pis kokuların döneceğini düşünme hakkı doğmaz mı?

Grubundan ayrılan iktidarın seçtiği meclis üyesi: Nasıl anlatırsınız topluma ve size oy veren seçmeninize gurubunuzun seçmediği komisyon üyeliğinizi?

İktidar: Grup kararı olduğu halde nasıl siyasi çirkinlik yaparak oy oranlarına yansıttınız? Kutsal kardeşlik adına diğer grup üyesi olan komisyon üyesine tümünüz destek verdiniz? Neden grup kararlarına siyasi etik gereği uymadınız?Her kazancın bir kaybı vardır. Günü kurtaralım derken. Geleceğiniz bunca çevirdiğiniz dolaplara karşılığı yıkım olacaktır. 

Kendisini iktidarın desteği ile komisyona seçen kişinin siyasi parti üyeleri ilçe yönetimi ve grup başkanına: Üyeniz için hiçbir olumlu tarafı olmayan komisyon üyelik isteği neden doğmuştur. Yoksa 30 oturuma yakın yapılacak toplantıdan elde edilecek bin beş yüz iki bin arası bir ekonomik kazanç mı? Halka ve geleceğimize çok yazık ediyorsunuz.

         Kurum sorumlusu iki müdürün (GELİR-GİDER) görülecek 2010 hesaplarında uzmanlık alanı nedir? Birinin serbest muhasebecilik belgesi var. Gerçek anlam da iki birim müdürünün de uzmanlık alanı değil. Komisyona seçilen meclis üyeleri de GELİR-GİDER konusunda uzmanlık gerektiren bilgiye sahip değil. Sayın iktidar meclis üyeleri hani yüksek yetkililerinizden birinin söylediği gibi bakkal dükkânı çalıştırmıyorsunuz. Yüz bin aşan bir ilçenin gelir gider hesaplarını görüyorsunuz…

22 Aralık 2010 Çarşamba

Yerel İktidar Taşları Oynattı Rantı Kapan Kapana


  Yerel İktidar Taşları Oynattı Rantı Kapan Kapana

Yerel yöneticilerimiz Akhisar'ı marka kent yaparken, kamuya ait kazanımları paylaştırıyor. Yıllardır yılan hikâyesine dönen karocular ve mermerciler sitesi ile ilgili sorunda nihayet son buluyor. 31 Aralık 2010 günü taşınıyorlar. Nereye? Hazine yeri olan yeni mezarlık yoluna. Rant sahipleri çok emek verdiler ve sonunda kazandılar. AKP taşları yerinden oynattı. MHP'li CHP'li iki meclis üyesi bir AKP'li aktif üye bir de vatandaş ranttan faydalandı. 100 bin metre kare olan hazine arazisinin kullanım alanı 55 bin metre kare kaldı. Yüzde yetmiş beşine varan hazine arazisi 4 kişi tarafından paylaşıldı. 3- 5 bin TL ye mal olacağı söylenen yerlerin, çevre duvarlarıyla birlikte 7 bin TL ödeme bekleyen esnaflar şimdilerde 9–10 bin TL söylentileri gezmektedir. Yüzde yetmiş beşi dört kişiye ayrıldığında geriye kalanın yüzde yirmi beşi 35–40 esnaf tarafından paylaşılması isteniyor. Kurulan kooperatif yönetimi yer almak isteyen esnaflara buraların dışında yer veremeyiz diyorlar. Geçtiğimiz yıl meclis üyelerinin meclis toplantılarında verdiği mücadeleyi gerçekten de takdir etmiştim. Küçük esnafla ilgili sorunlar sadece ben mi dile getireceğim diye düşünürken birileri de çıkınca mutlu olmuştum. Bu durum arsa üzerinden ranta dönüşünce, mutluluğum yarıda kaldı ve yine yalnız kaldım.



İkinci ve üçüncü rantiye yeri: Çıkan karocuların yerine gelecek olan 50 kişilik futbol takımı ve oligarşinin haftalık ego tatmini için stadyum. Yeni stadyum ve eski stadyumun yer değişmesi için yaklaşık bir yıllık çabalar sonucu iki defa meclisten yetki alan belediye başkanı tam yetkili kişidir. İlk yetki alındığın da şimdiki stadyumun civarında yeri olan bir MHP'li meclis üyesi iktidar lehinde oy kullandı. Yasal değişiklilik nedeniyle ikinci yetki oylamasında ise sanırım iktidarın oyu yeterli diye bu defa da iktidara aleyhte oy kullandı. Aralık ayı meclis toplantısı sonrası yerel basında yer alan yeni stadyumun maket görüntüsü ise, halktan uzak vizyonsuz, sermayeye, rantiyesine yakın olarak tanımlıyorum. Halkın çektiği sıkıntıları göremeyen kamu kurumunun oligarşi yönetimi, sermayenin ihtiyaçlarına göre şehrimizi dizayn etmek istemektedir. Çok güzel diye gösterilen maket fotoğrafları etrafı yeşil görüntülerin hiç de doğru değil. Çünkü stadyum yapıldıktan sonra kısa sürede beton yığınına dönüşecek ve tarım arazileri katledilecektir.



Üçüncü sünün yeri çok daha değerli en büyük sorun da buranın paylaşılmasında. Kentin tek meydanı olan Atatürk anıtı civarı, demokrasimizin gelişmesi ve insanlarımızın nefes alacağı alan olmaktan çıkarılmaktadır. İki defa yetki alınan meclis toplantısını izledim sayın baş yetkili kişi hep ne olacağı konusunda çok amaçlı olacağını ama ne olacağı konusun da etrafın da dolaşıyor. Otel, spor kompleksi olacağını söylüyor. Mesela tüm kent esnafının canını okuyan alışveriş merkezi olacağını söyleyemiyor. Yerel iktidarın 7 yıllık icraatlarında hiç esnafa yönelik doğru bir çalışması yok. Mesela tatil ruhsat(meclis toplantısın da dile getirilen 120 TL olan ruhsat harcının yasal olmadığı bunun konuyu tartışan da bir esnaf odasının başkanı lütfen indirimi yapmıştır 80 TL ye indirilmiştir) işlemlerinde hak etmedikleri ücretleri almaktadırlar. Akhisar halkı çiftçisiyle, işçisiyle, emeklisi, memuru, kadını, gençliği, esnaf ve sanatkârıyla şu gelişmeleri kamusal yarar lehinde karşı çıkmalıdır. Evet, üçtaş yerinden oynuyor rantı kapan kapana. Sonuç olarak sistemin içinden beslenenlerin muhalifliği ezilenlere bir şey kazandırmaz. Sadece göstermelik kayıkçı dövüşünü izletirler bizlere. EŞİTLİKÇİ ve ÖZGÜRLÜKÇÜ sistemi ancak ve ancak sosyalistler ve devrimciler örebilir. Toptancı bir anlayışla suçlamak istemiyorum. Ama bu ilçede halka hizmet için ortaya çıkan başkan ve meclis üyelerimiz neye hizmet ettiklerini bilmelidirler.       


Cevaplanması gereken sorular.


Bilirkişi raporu beklerken 3–5–17–25 metre karesi olacağı söylenen rakamlar nedir? Kooperatif yönetimi bu konuda sürekli arkasının karanlık olduğu söylemlerinin sonu ne zaman gelecek? Esnaflar ne olacağını bilmeden bir bilmece içindeler. 

Karocular, mermerciler ve oduncular yerlerinden ne zaman çıkarılacak. Ve yetki kimde? Akhisar belediyesi mi? Yoksa kaymakamlık mı? Eğer siyaseten zarar görürüm diye sorumluluk almayan yerel yönetim neden bu güne kadar kiraları alıyordu? 

Hangi siteye gidecek? Önceden yapılan siteye mi? Yoksa geçen yıl hazine arazisi üzerinden alınan yere mi? Eski siteye gitmek isteyen esnaflar var. Ama oraya gitmek için Akhisar belediyesinin taahhüt ettiği işleri yapması gerekiyor. Henüz bunların yapılmadığı söylenmektedir.

Geçen yıl alınan hazine arazisinin yeri henüz hazır değil. Ne zaman hazırlanacak ve kim hazırlayacak? Kooperatif mi? Yoksa birbirine topu atan kurum sorumluları mı? Alınan tahüttün günü dolduğunda neler olacak bekleyip göreceğiz?


Aşağıdaki fotoğraflar 1 den 6 ya kadar yeni mezarlık ve mezbahanın yanındaki hazine arazisinden alınan yer.7 den 14'e kadar olan fotoğraflar ise Gölmarmara yolundaki eski mermerciler sitesi.15 den 50'e kadar olan fotoğraf en büyük rantın döndüğü yer olan Atatürk anıtının civarı şimdiki stadyum. 51 den 69'a kadar olan fotoğraf ise ne zaman çıkarılacağı belli olmayan yeni stadyumun yeri.

Mutlaka buralar yapıldığında çok güzel olacaktır. Güzel olacak yerlerin hak sahibi kimlerdir. Kimler hak sahibi olacaktır. Kamu kurumunun hakkı olan yerler kamunun olmalıdır. RANTİYECİLER'in değil...











8 Aralık 2010 Çarşamba

Şehrimiz Oligarşi Yönetimine Dönüşüyor


Şehrimiz Oligarşi Yönetimine Dönüşüyor


1999 yılında sol, sosyalist ve demokrat çevrelerinin hazırladığı yerel yönetim programı iki başlık altında SOSYAL ve MEKÂN boyutunda ele alındı. Bilginin toplamsallaşması için Akhisar'ın tüm siyasi ve demokratik yapılarına dağıtılarak paylaşıldı.1999 seçimlerine az bir zaman kala dağıtılan program ve gelişen ulusalcı milliyetçi gelişmeler sayesinde seçim kazanıldı. 2004 seçimlerinde de bazı kişiler tarafından sahip çıkılması biraz da olsa beğeni kazanmıştı. Gerek ön seçime benzer eğilim yoklamasıyla belirlenen adayları, gerekse farklı çevrelerden etkilenerek insan ilişkilerinden kurulan diyalog beğenilmişti. 2004 seçiminde ise kimileri tarafından hazırlanan programdan beslenerek seçim kazanılmıştır. Ülkenin siyasi konjöktöründen dolayı gelişin rüzgârı da arkasına alan mevcut yerel yöneticiler iş başına geldi. 2001 krizi sonrası birike gelen sorunlarla karşı karşıya kalan yerel yöneticilerin ilk icraatları, şaşırtan çıkışlarla doğrudan demokratik yöntemleri benimsediler. Şehrimizin tüm mahallelerinde halkla yapılan toplantılar serisi ilk yıl doğruydu ikinci yıl unutulan, sonra da kent konseyine dönüştürülmeye çalışılan çalışma sonradan bürokratlar tarafından engellendi ve bitirildi. Sonrasında yönetme anlayışına uymayan doğrudan demokratik anlayış temsili demokratik yönteme ve daha sonrasında da muhafazakârlaşarak gerici bir anlayışa döndü.             

            Akhisar'ımızın demokrat yapısı; ne kadar temsili demokratik yapıya ve muhafazakârlığa izin verirse versin, yöneticilerin etkilediği kültürel yapıya ayak uydurmayı zorlaştırır. Yani Akhisar'daki sağ muhafazakâr yapı Akhisar'ın çok kültürlü yapısından etkilenir ve baskı altında kalır. Değiştirmeye çalışırsa kendisi yok olur. Bunun tersini Erzurum şehri için de düşüne biliriz. Onun için AKP'nin yerel yöneticileri takiye yaparak geldiği noktadan geriye dönmek istemektedir. Ümmetçi yapısı çalma akılla önce doğrudan demokrasi yutturmasıyla sonradan da temsili demokrasi şimdi oligarşiye (Oligarşi, sadece belirli bir zümrenin bir ülkeyi veya yereli yönetmesiyle ortaya çıkan yönetim biçimidir.) dönüşmüştür. Oligarşi yönetimi görülenlerle mi yönetiliyor? Yoksa arkada farklı yönetenler mi var? Görülen oligarşinin masum yüzü çalma akılla çıkmaz sokağa girersiniz. Beslenmek İhtiyacı hissederseniz üreten akıllara döndüğünde asla affedilmezsiniz ve defedilirsiniz. Üretilenler ezilen halklar için üretildi. Kişisel çıkar için ve küçük bir zümrenin çıkarı için değil. Üretenlerin doğrudan demokrasi anlayışı oluştukça halkımız kendi kendini yönetir duruma gelir ve kimseye ihtiyaç duymaz. Halkımızın demokrasi anlayışı olmadığından temsili demokrasinize izin verir ama oligarşiye asla izin vermez. Solcular, sosyalistler ve devrimciler karşılıksız üretkendirler. Yürekleri gönülleri çok zengindir.
Sizlerin maddi zenginlikleri yetmez onlara. Yaşasın ezilenlerin ve emeğin örgütlü mücadelesi.  
                                                                

 

25 Kasım 2010 Perşembe

Sporun Toplumsallaşması İçin Futbol da Tekelleşmesine Karşı Çıkmak Gerekir


Sporun Toplumsallaşması İçin Futbol da Tekelleşmesine Karşı Çıkmak Gerekir.


Futbolun seyircisi mi olmak, yoksa sporu yapan mı olmak gerekir? Anadolu toplumuna ait olmayan neo-liberal küresel sömürü dayatmasındaki bunalımı nasıl atlatırız?
Toplumumuz stresini giderici değişik yöntemler vardır. Yerel yönetim halka açık spor tesisleri yapmalıdır. Şehrimiz 14 mahalleden oluşmaktadır. Doğusunda, Batısında,  Güneyinde ve Kuzeyinde spor sahaları yerine halı sahaları var. Bunlarda ekonomi karşılığında hizmete sunulmaktadır. Farklı yerlerde olan halı sahlardan toplanan paralar tekelleşerek futbola aktarılmakta. Futbol‘a harcanan paranın 4–5 milyon olduğu söyleniyor. Spor sadece futboldan ibaret mi? Şehrimizin ekonomisinin futbola aktarılması ne kadar adilcedir? Tekelciliği tüm yaşam alanlarında olduğu gibi futbolda da görmekteyiz. 21 belediye hizmet alanının kaynakları Akhisar spora aktarılmaktadır. Yalnızca bir hizmet sektörünü ekonomisini belirtmek istiyorum. Tahirün caddesi, 1. ve 2. nakliye caddelerindeki araç kiralama yerleri bir yılık kira bedeli 155 TL’DİR. Belediyenin kasasına giren göstermelik rakamlar. Akhisar spor aracılığıyla üçüncü şahıslara ise kaç paraya verildiği açıklanmamaktadır. Sorulduğunda da onun “bilmem ne odası olduğu bilmem ne odasındaki sırrını açıklamak zorunda değiliz.” demektedirler. Şehrimizin çok önemli sorunları var, bu sorunlar çözülmediği gibi küçük bir kesiminin hafta sonu ego tatminini gideren harcamalardan kaçmamız gerekmez mi? Kamu kurumunun asli görevi olan kamuya hizmet sektörlerinin aktarılmasıdır. Yürüdüğümüz sokakta araçlarımızı koyduğumuz yerler para tuzağına döndü. Alt yapısı olmayan şehrimizi üst yapısı makyajlanarak pazarlamaya çalışıyorlar. Temelsiz bir bina gibi eğitime, istihdama, alt yapıya verilmeyen önem şehrimizde, her hafta futbolla konuşulacak konu bulunuyor. Nereye kadar? Açlığın, işsizliğin, yoksulluğun üstü örtülerek başka başka meşguliyetler bulunuyor. Gençlerimiz futbolun seyircisi olarak asli görevleri olan işlerinden, derslerinden alıkoyulmaktadır. Geleceğe ilişkin hiçbir planları yok. Ne toplumsal ne sosyal ne de siyasi alanlar da yoklar. Anne ve babaların kişisel olarak çabaları da yetersiz kalıyor. Aileler çalışıp çabalayarak okul eğitimi, dershane eğitimi ve bire bir eğitimler almaları için tüm yaşamlarının çocuklarına adamaktadır. Bir yerel yönetim düşünün ki kentin sosyal toplumsal ve ekonomi yapısını 50 kişilik bir futbol takımına yönlendirsin ve bunu da yaparken yerel yönetimin yıllık bütçenin yüzde onluk ekonomik kaynağını kimseye sormadan harcasın. Akhisar’daki 2004 yerel seçimlerinde “Akhisar sporu belediyenin bünyesinden çıkaracağız.” diyerek Akhisar halkından oy istemiştir. Maalesef kendinden önceki belediye yönetiminden kat be kat fazla harcama yapıyor. Sanki şehrin başka sorunu yokmuş gibi yönetim sürekli yerel basında Akhisar spor haberleri var. Yenilgi yaşandığında da seyircinin eleştirisine tahammül edemeyerek hakaret edilmektedir. Buradan soruyorum; yöneticilere hiç cebinizden harcama yapmadığınız futbola başarısızlıktan dolayı gelen eleştirileri hakaretle karşılama hakkınız var mı? Şehrimizdeki kamuya ait hizmet sektörüne ayrılan paraları futbola harcama hakkınız var mı? Örtülü ödeneğe benzer harcamaları neden açıklama gereği hissetmiyorsunuz? Uç noktalarda harcanan paranın 4–5 milyon olduğunu duymaktayız. Harcanan paranın şeffaflığı olmadığı müddetçe, kamuya ait olan para ve hizmet alanları örtülü ödenek gibi saklı kalacaktır. Doğruluğunu bilemediğimiz harcanan paranın yalnızca 4 de 1’rini tüm kentin spor yapması için harcansa çok güzel spor tesislerine sahip olabiliriz. Gerek gayri federe, gerekse amatör kulüplerimiz kaynak bularak başarı sağlayabilir. Ve tüm halkımız küçük bir azınlığın haftada bir ego tatminini değil, sağlıklı yaşam için spor yapma imkânı bulacaktır. Akhisar halkı Futbolun seyircisi değil, sporu yapan olmalıdır.


12 Kasım 2010 Cuma

Dedikodu Konusunda Eksik İki Açıklama Üzerine


Dedikodu Konusunda Eksik İki Açıklama Üzerine


Halkımızın değer yargısı bana devrimci ahlakı hatırlatarak müdahale etme refleksini gösterdi. Aslında müdahaleme neden olan bir öğrencinin psikolojik travma yaşamasıydı. Sonuçlarının nerelere varacağını düşünmeden yapılan dedikodunun boyutu inanılmayacak kadar büyüktür. Dedikoduya maruz kalanların çocukların neler yaşadığını bilmelidir. Gerek son yaşananlar gerekse önceleri yaşanan dedikoduların ailelerde çok ciddi yaralar açtığını bilmeliyiz. Geçtiğimiz aylarda iktidar partisinin Genel Başkanı Başbakan ve iki bakanının açıklamaları beni hayrete düşürmüştü. Biri Recep Tayip ERDOĞAN ikincisi Bülent ARINÇ ve diğeri ise Selma Aliye KAVAFI'DIR. Bir parti Genel Başkanı hakkında çıkan söylentiler. Başbakanı ve yardımcısını siyasi ranta elde edip nemalanmaları ne kader ahlakidir. Kadın ve aile den sorumlu Bakan ise eşcinselliğin hastalık olduğunu basında konuşulması ne kadar doğrudur. Hiç mi bizleri yönetenlerin bu gibi dedikodu yapılmasına örnek olmuyorlar. Toplumsal ahlakı iki bacak arasına indirenlerin ne kadar belirleyici olduklarını gözden kaçırmamak gerekir. İki basın açıklamada da yönetenlerin geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamalarına dikkat çekmemesi bir eksiklik olsa gerek. Bu tip dedikodular dönem dönem yapılıyor. Hakkında dedikodu yapılan kişiler acaba başkaları hakkında yapılan dedikoduya nasıl tavır aldılar. Gerek siyasi gerekse ekonomik beklenti içine girerek dedikoduya alet oldu mular? Şakada olsa yapılanlar sonradan kakaya dönüştüğünü bilmeliyiz. 21 Ekim de yazımın üzerine yapılan açıklamaları yerinde bulmakla birlikte eksikliğini de belirmek istedim. Başkalarına yapılandan nemalandıysak yapılanlara karşı çıkmamız ne kadar inandırıcı olur. Düzen için yaşanan çatışmalar kayıkçı dövüşüne dönüyor. Gerçeklerden uzaklaştırarak mücadele ve yaşam alanlarını bu kadar düzeysizleştiriyor. Aslında yaşananlar vahşi kapitalist sömürü sisteminin toplumsal çürümüşlüğünün bir göstergesidir.



Reklamın iyisi kötüsü olmaz. Mağduru oynayarak siyasi ranta dönüşmemeli. Yapanların siyasi veya ekonomik yıpratma nedeniyle yapıldıysa doğru değil. Aynı şekilde mağduru da oynamamak gerekir. Değerlerin yok olduğu dönemlerde toplumumuz idealist insanlara her zaman ihtiyaç duymuştur. Yaşanan pisliği sosyal, toplumsal, kültürel ve ekonomik alanlarımızda iyi okuyan yorumlayanlar vardır. Bana dokunmayan yılan binyıl yaşasın anlayışını sanırım toplumumuz reddetmeli. Yaşadığı toplumda yanlışlara müdahale ederek sorumluluk üstlenmelidirler.

Düşüncelerinize dikkat edin sözcüklere dönüşürler. 

Sözcüklerinize dikkat edin hareketlere dönüşürler. 

Hareketlerinize dikkat edin alışkanlıklara dönüşürler.

Alışkanlıklarınıza dikkat edin karaktere dönüşürler.

Karakterinize dikkat edin KADERİNİZ'E dönüşür.

Düşünce,  sözcük, hareket, alışkanlık, karakter ve kader, bir birini tamamlayan ve insan hayatını yönlendiren olgulardır.